Connect with us

NEDİR?

Milli yas nedir? Ne zaman Uygulanır?

Ulusal yas veya millî yas, bir ülkenin halkının büyük bölümü tarafından yerine getirilen yas tutma ve anma eylemlerinin gerçekleştirildiği gün.

Yayın Tarihi

Ülkeden veya başka bir yerden önemli bir kişinin veya kişilerin ölümü, cenazesi veya bunların yıl dönümü nedeniyle hükûmetler tarafından ilan edilir. Ayrıca, bir ülkede gerçekleşen doğal afet, facia, kaza, savaş veya terör saldırısı sonrasında da ulusal yas ilan edilebilir. Bayrakların yarıya indirilmesi ve saygı duruşu yaygın olarak gerçekleştirilen bir ritüeldir.

Ulusal yas veya millî yas, bir ülkenin halkının büyük bölümü tarafından yerine getirilen yas tutma ve anma eylemlerinin gerçekleştirildiği gün.

Ulusal yas ilanları
Devlet yetkilileri
Mustafa Kemal Atatürk – Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı. 10 Kasım 1938’de yaşamını yitiren Atatürk, her yıl 10 Kasım’da anılmaktadır.
Winston Churchill – İngiltere Başbakanı. 24 Ocak 1965’te yaşamını yitirdi. 25-27 Ocak 1965 tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta resmî ulusal yas ilan edildi.
Hirohito – Japonya İmparatoru. 7 Ocak 1989’da yaşamını yitirdi. Ölümünü takip eden iki günde ve cenazesinin olduğu günde ülkesinde ulusal yas ilan edildi.
Turgut Özal – 8. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı. 17 Nisan 1993 yılında hayatını kaybetti. Türkiye’de 17-21 Nisan 1993 tarihleri arasında, Mısır ve Pakistan’da ise üç gün ulusal yas ilan edildi.
İzak Rabin – 5. İsrail Başbakanı. 4 Kasım 1995’te bir suikast sonucu yaşamını yitirdi. Bu tarih İsrail’de ulusal yas günü olarak anılmaktadır.
Diana Spencer – Galler Prensesi. 31 Ağustos 1997’de yaşamını yitirdi. Ülkesi Birleşik Krallık’ta 6 Eylül 1997’de ulusal yas ilan edildi.
Néstor Kirchner – 51. Arjantin Devlet Başkanı. 27 Ekim 2010’da yaşamını yitirdi. Arjantin ile birlikte birçok Latin Amerika ülkesi üç günlük ulusal yas ilan etti.
Kim Cong-il – Kuzey Kore ulusal lideri. 17 Aralık 2011’de yaşamını yitirdi. Ülkesi Kuzey Kore’de 17-29 Aralık 2011’de ulusal yas ilan edildi.
Rauf Denktaş – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı. 13 Ocak 2012’de yaşamını yitirdi. 14-17 Ocak 2012’de Türkiye’de, 14-20 Ocak 2012’de KKTC’de ulusal yas ilan edildi.
Nelson Mandela – Güney Afrika Cumhurbaşkanı. 5 Aralık 2013’te yaşamını yitirdi. Ülkesinde 8-15 Aralık 2013’te ulusal yas ilan edildi.
Abdullah bin Abdülaziz el-Suud – Suudi Arabistan Kralı. 23 Ocak 2015’te yaşamını yitirdi. Bahreyn’de 40 gün, Mısır’da 7 gün, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Tunus, Fas ve Lübnan’da 3 gün, Türkiye’de ise 24 Ocak 2015’te 1 günlük ulusal yas ilan edildi.
Süleyman Demirel – Türkiye Cumhurbaşkanı. 17 Haziran 2015’te yaşamını yitirdi. Ülkesinde 17-19 Haziran 2015’te ulusal yas ilan edildi.
İslam Kerimov – Özbekistan Devlet Başkanı. 2 Eylül 2016’da vefat etmesinin ardından Özbekistan’da üç gün ulusal yas ilan edildi.
Bhumibol Adulyadej – Tayland Kralı. 13 Ekim 2016’da 88 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü üzerine Tayland’da bir yıl boyunca ulusal yas ilan edildi.
Halife bin Hamad es-Sani – Katar Emiri. 23 Ekim 2016’da vefatının ardından ülkesi Katar’da üç gün ulusal yas ilan edildi.[11]
Fidel Castro – Küba Devlet Başkanı. 25 Kasım 2016’da hayatını kaybetti. Ölümünün ardından Küba’da 9 gün, Cezayir’de 8 gün ve Venezuela’da üç gün ulusal yas ilan edildi.
Celal Talabani – Irak Cumhurbaşkanı. 3 Ekim 2017 tarihinde hayatını kaybetti. Ölümünün üzerine Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde yedi, Irak genelinde ise üç gün ulusal yas ilan edildi.

Dinî liderler
II. İoannes Paulus, çoğunlukla Roma Katoliği ülkelerde yas ilan edildi.
Rahibe Teresa, Arnavutluk, Hindistan ve bazı Roma Katoliği ülkelerde yas ilan edildi.

Diğer kişiler
Daphne Caruana Galizia – Maltalı gazeteci. 16 Ekim 2017’de aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Cenaze töreninin düzenlendiği 3 Kasım 2017 günü Malta hükûmeti tarafından ulusal yas ilan edildi.

Trajediler
11 Eylül saldırıları kurbanları için Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Kanada, Fransa, Hırvatistan, Güney Kore, Japonya, Çin, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Romanya, Arnavutluk, Vietnam, Birleşik Krallık ve İrlanda’da ulusal yas ilan edildi.
2009 L’Aquila depremi kurbanları için 10 Nisan 2009’da İtalya’da bir günlük yas ilan edildi ve bayraklar yarıya indirildi.
2010 Polonya Hava Kuvvetleri Tu-154 Kazası kurbanları için Polonya, Brezilya, Kanada, İspanya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Gürcistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Moldova, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Türkiye ve Ukrayna’da yas ilan edildi.
2011 Norveç saldırıları kurbanları için 24 Temmuz 2011’de Danimarka, Finlandiya, İsveç, İzlanda ve Norveç’te ulusal yas ilan edildi.
2014 Soma Faciası kurbanları için Türkiye’de 13-15 Mayıs, KKTC’de 15-16 Mayıs ve Pakistan’da 15 Mayıs tarihlerinde ulusal yas ilan edildi.
2014 Güneydoğu Avrupa sel felaketi kurbanları için Sırbistan’da 21-23 Mayıs ve Bosna-Hersek’te 20 Mayıs tarihlerinde ulusal yas ilan edildi.
2014 İsrail-Gazze çatışması’nın Filistinli kurbanları için Filistin’de 21-23, Türkiye’de 22-24, KKTC’de 22-24 ve Pakistan’da 24 Temmuz 2014 tarihlerinde ulusal yas ilan edildi ve tüm bayraklar yarıya indirildi.
MH 17 sefer sayılı uçak kazası kurbanları için Hollanda’da 23 Temmuz 2014’te ulusal yas ilan edildi.
AH 5017 sefer sayılı uçak kazası kurbanları için Fransa’da 28-30 Temmuz 2014’te ulusal yas ilan edildi.
2014 Peşaver okul saldırısı kurbanları için Pakistan’da 3 gün, Türkiye’de 17 Aralık tarihinde ulusal yas ilan edildi.
Charlie Hebdo saldırısı kurbanları için Fransa’da 3 gün yas ilan edildi.
2015 Hac izdihamı’nda hayatını kaybeden İranlı hacılar için İran İslam Cumhuriyeti tarafından üç gün ulusal yas ilan edildi.
2015 Ankara saldırısı’nın ardından Türkiye’de 10-12 ve KKTC’de 11-13 Ekim 2015 tarihlerinde ulusal yas ilan edildi.
2016 Brüksel saldırıları’nın ardından Belçika tarafından üç gün ulusal yas ilan edildi.
2016 Atatürk Havalimanı saldırısı’nda hayatını kaybeden insanlar için 29 Haziran 2016 tarihinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir günlük millî yas ilan edildi.
2016 Nice saldırısı sonrasında Fransa hükûmeti tarafından üç gün ulusal yas ilan edildi.
2016 Üsküp sel felaketi sonrasında Makedonya hükûmeti tarafından bir günlük ulusal yas ilan edildi.
2016 Orta İtalya depremi’nde hayatını kaybeden kurbanlar için 27 Ağustos 2016’da bir günlük ulusal yas ilan edildi.
LaMia Airlines’ın 2933 sefer sayılı uçak kazası’nda hayatını kaybedenler için Brezilya’da üç gün ulusal yas ilan edildi.
2016 Beşiktaş saldırıları’nda hayatını kaybedenler için 11 Aralık 2016’da Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir günlük millî yas ilan edildi.
2016 Berlin saldırısı’nda hayatını kaybeden kurbanlar için 20 Aralık 2016’da Almanya’da bir günlük ulusal yas ilan edildi.
2016 Rusya Savunma Bakanlığı Tu-154 Kazası’nda yaşamını yitiren kurbanlar nedeniyle 26 Aralık 2016‘da Rusya’da bir günlük millî yas ilan edildi.
2017 Mogadişu saldırısı sonucu 512 kişi hayatını kaybetti, 316 kişi ise yaralandı. Saldırı nedeniyle ülkede üç günlük ulusal yas ilan edildi.
2017 Kirmanşah depremi’nde 540 kişi öldü, 8000’den fazla kişi yaralandı. Depremde yaşamını yitirenler için İran’ın Kirmanşah Eyaleti’nde üç gün, ülke genelinde ise 14 Kasım 2017 tarihinde bir gün ulusal yas ilan edildi.
2017 Sina cami saldırısında ölenler için Mısır’da üç gün, Türkiye’de 27 Kasım’da bir gün ulusal yas ilan edildi.
2018 Gazze sınır protestolarında ölenler için Türkiye’de 15-17 Mayıs tarihlerinde üç günlük ulusal yas ilan edildi.

22 yıllık öğretmenlik deneyimi bulunan Masal GAZİOĞLU'nun son projesi http://www.ogretmenogrenci.com/ sitesidir. Sitede de baş yazar olarak görev yapmaktadır.

Reklam
YORUMLAR

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NEDİR?

İlginç bilgiler

Napolyon’un en aşağılayıcı yenilgisi neyle ilgilidir?Kaç tane burun deliğimiz var, Evren ne renktir, pek az kişinin bildiği ilginç bilgiler…

Yayın Tarihi

Editör

Napolyon’un en aşağılayıcı yenilgisi neyle ilgilidir?Kaç tane burun deliğimiz var, Evren ne renktir, pek az kişinin bildiği ilginç bilgiler…

Dünyanın etrafını dolaşan ilk insan kimdir?

Zenci Henry… Ferdinand Macellan dünyanın etrafındaki turunu asla tamamlayamadı. 1521’de Filipinler’de henüz turun yarısındayken öldürüldü. Macellan 1511’de Portekiz’den çıkıp Hint Okyanusu’nu geçerek önce Uzakdoğu’yu ziyaret etti. Zenci Henry’yi 1511’de Malezya’daki bir köle pazarında buldu ve onu geldiği yoldan Lizbon’a götürdü. 1519’da çıkılan dünya turu girişimi de dahil olmak üzere bundan sonraki tüm yolculuklarında Zenci Henry, Macellan’ın yanında gitti. Bu yolculuk diğer yönden, yani Atlas Okyanusu’nu ve Büyük Okyanus’u geçerek gerçekleşti, bu yüzden 1521’de Uzakdoğu’ya vardıklarında Zenci Henry dünyanın etrafını tam olarak dolaşmış olan ilk insan oldu.

Ay nasıl kokar?

Anlaşıldığı kadarıyla Ay barut gibi kokar. Ay’da yalnızca on iki kişi yürüdü ve bunlardan hiç biri özel uzay giysileri nedeniyle Ay’ı koklayamadı. Ancak Ay yüzeyinden kabine döndüklerinde yanlarında bu tozlardan bol miktarda sürüklüyorlardı. Astronotlar Ay’daki toprağın kara benzediğini, barut gibi koktuğunu ve tadının çok kötü olmadığını söylediler. Bu toprak büyük ölçüde, Ay’ın yüzeyine çarpan göktaşlarının yol açtığı silikon dioksitten meydana gelmektedir; bunun yanısıra demir, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller de içerir.

İnsanoğlunun inşa ettiği hangi yapı Ay’dan görülebilir?

Çin Seddi’nin “insanoğlunun inşa ettiği ve aydan görülebilen tek yapı” olduğu düşüncesi çok yaygındır ama bu doğru değildir. İnsan eliyle yapılmış hiçbir şey aydan çıplak gözle görülemez.

Uzaydaki ilk hayvan hangisidir?

Meyve sineği. Küçücük astronotlar bir miktar tahıl tohumuyla birlikte Amerikan V2 roketine bindirildi ve 1946 Temmuz’unda uzaya fırlatıldılar. Yüksek irtifada patlamanın radyasyon üzerine etkisini test etmeye alışkındılar.

Dünya’nın ne kadarı sudur?

Dünya yüzeyinin yüzde 70’i suyla kaplı olabilir ama su, gezegenin kütlesinin 5 binde birinden daha azına tekabül ediyor,yaklaşık olarak yüzde 0.1…

Çıplak gözle kaç galaksi görülebilir?

Beş bin? İki milyon? On milyar? Hayır, dört tane görebiliriz. Aslında oturduğumuz yerden yalnızca iki tane görebiliriz, bunlardan bir tanesi de içinde bulunduğumuz Samanyolu’dur.

Şu ana kadar yaşamış en tehlikeli hayvan hangisi?

Bu sorunun cevabı açık ara sivrisinek…Şu ana kadar ölmüş olan insanların yarısını (muhtemelen 45 milyar kadar) dişi sivrisinekler tarafından öldürdü. Günümüzde bile her 12 saniyede bir kişi sivrisineklerden kaynaklanan sebeplerle hayatını kaybediyor.

En son Buzul Çağı ne zaman sona erdi?

Hâlâ son Buzul Çağı’nın içindeyiz. Coğrafyacılar bir buzul çağını, Dünya’nın tarihinde kutuplarda buz takkeleri bulunan bir dönem olarak tanımlıyor. Mevcut iklimimiz bir ‘buzularası’ döneme tekabül eder. Bu, ‘buzul çağları arasında’olduğumuz anlamına gelmez. Bu ifade, bir buzul çağı içinde, daha yüksek sıcaklıklar yüzünden buzların çekildiği dönemi tanımlamak için kullanılır.

Yaşayan en büyük şey nedir?

Fil, mavi balina ya da dev sekoya ağaacı? Hayır, dünyadaki yaşayan en büyük şey bir mantar. Kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerinde büyüyen bal mantarından (Armillaria ostoyae) şu ana kadar görülen ve Oregon’daki Malheur Ulusal Ormanı’nda bulunan en büyük numune 890 hektarlık bir alan kaplıyor ve yaşı 2000 ila 8000 arasında tahnin ediliyor.

Roma yanarken Neron ne yapıyordu?

Kesinlikle yanan şehri seyrederken lir çalıp şarkı söylemiyordu. Yangın çıktığı sırada Neron yangının 56 km uzağında, deniz kenarındaki yazlık evindeydi. Neron haberi alınca hızla Roma’ya gitti ve yangın söndürme çabalarının sorumluluğunu üstlendi.

Kaç tane burun deliğimiz var?

İki tane görünen iki tane de görünmeyen olmak üzere toplam dört. Oksijeni sudan alan balıklarda öndeki suyun girişini arkadaki ise suyun çıkışına sağlayan iki çift burun derini bulunuyor. Evrim sürecinde insanlardaki arka taraftaki delikler kafanın içine girerek iç burun delikleri haline geldiler.

Bir kırkayağın kaç tane ayağı vardır?

Kırkayak kelimesi, Latince “yüz ayak” anlamına gelen centipeda kelimesinden gelmektedir. Kırkayaklar yüz yılı aşkın bir süredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yüz ayağa sahip bir örneğine rastlanmamıştır. Türkçe’deki adlarına bakarak bu hayvanların kırk ayaklı oldukları da söylenemez.

“Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” diyen kimdir?

“1789 yılıydı ve Fransız Devrimi tüm hızıyla cereyan etmekteydi. Paris’teki yoksullar ayaklandılar çünkü yiyecek ekmekleri yoktu. Bu sırada Kraliçe Marie Antoinette “ekmek bulamayanlar pasta yesin” şeklindeki ahmakça öneriyi ortaya attı.” Çoğu kişinin doğru bildiği yanlışlardan birisi daha… İlk sorun şu ki, bahsedilen şey pasta değil brioche adlı verilen ve ekmeğe çok benzeyen bir çörekti. Bu durumda bu sözler iyi niyetli bir girişim olabilir: “Eğer ekmek istiyorlarsa onlara iyi cinsinden verin.” Kaldı ki bu sözleri söyleyen Marie Antoinette değildi. Bu ifade en aşağı 1760’tan beri aristokratik çürümenin tasviri olarak yazılı bir biçimde kullanılıyordu. Jean-Jacques Rousseau bu ifadeyi daha 1740’ta duyduğunu ileri sürüyordu.

Lastik botları kim icat etti?

Amazon Kızılderilileri çok uzun süredir pratik lastik botlar yaparlardı. Bunu kauçuk sıvısı içine diz hizasına kadar girip kurumasını bekleyerek yapıyorlardı.

Devamını Gör

NEDİR?

TYT ve YKS nedir?

Temel Yeterlilik Testi (TYT) ile Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) Üniversiteye girişte YGS ve LYS’nin yerine geldi. TYT’de 150 ve üzeri puan aldığına ‘kanaat getiren’ adaylar, ikinci oturumdaki sınava girecek; 200 puan alanlar, bu puanı gelecek yıl kullanabilecekler.

Yayın Tarihi

Editör

Yükseköğretime Giriş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sistemleri arasında üç aylık bir süre farkı bulunuyor. Adaylar Mart ayında YGS’ye girip ardından haziran ayında lisans tercihlerini yapabilmek için 5 ayrı oturumda yapılan LYS sınavlarına giriyordu. Yeni sistemin en büyük farklılığı kendini burada gösteriyor.

YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın açıkladığı sisteme göre birinci oturum ve ikinci oturum haziran ayında ve aynı gün yapılacak.

Adaylar haziran ayında bir cumartesi günü ilk oturuma girecek, öğle molasının ardından ikinci oturum sınavlarına katılacak. Sadece yabancı dil sınavı ilk iki oturumun ardından pazar günü yapılacak. Bir diğer önemli detay ise ilk oturumdan alınan puanın 2 yıllık geçerliliğinin olması. Yeni sınav bu seneden itibaren uygulamaya konuluyor.

SINAVDA KAÇ SORU OLACAK?

Üniversiteye hazırlanan adaylar YGS’de Türkçe, Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testlerinde 160 sorudan oluşan bir testten sorumluydu. Yeni sınavın ilk oturumunda ise sadece 80 soru olacak. LYS’nin yerine geçecek ikinci oturum ise Türkçe, Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testi için 40 ayrı soru bulunacak. Yabancı dil sınavına girecek adaylara ise 80 soru yöneltilecek.

İLK OTURUM NASIL OLACAK?

YGS’nin yerine geçecek ilk oturuma Temel Yeterlilik Testi (TYT) adı veriliyor. Ancak ilk oturumlar arasındaki en büyük fark ise soru sayısı ve adayların sorumlu olduğu bölümlerde ortaya çıkıyor. YGS’de adaylar Türkçe, Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri alanlarından sorumlu tutuluyordu. TYT’de ise 40 Türkçe ve 40 Temel Matematik sorusu olacak. YÖK Başkanı Saraç bu sınavın adayların temel yeteneklerini ölçmek amacıyla tasarlandığını belirtti.

Bir anlamda Matematik-1 ve Türkçe-1’den oluşan bir test hazırlanmış. Eğer adaylar tercih yapmazsa ilk oturumdan aldıkları puan bir sonraki sene de geçerli sayılacak. İlk oturumdan 150’den fazla puan alan adaylar ön-lisans programlarından tercih yapabilecek. Lisans tercihi yapmak isteyen adayların ise 180 puanı geçmesi gerekiyor.

2 YIL GEÇERLİLİK UYGULAMASI NASIL İŞLEYECEK?

Yeni sınav sistemiyle üniversite hazırlık süreçlerine gelen en büyük değişikliklerden biri herhangi bir yılda aldığınız puanın bir sonraki sene de geçerli olması. Adaylar TYT’den 200 ve üzeri puan alabilirlerse bu puanı tercih yapmadıkları takdirde isteğe bağlı olarak bir sonraki yıl da kullanabilecekler. Burada altı çizilmesi gereken nokta, bu uygulamanın bir zorunluluk değil, bir tercih olarak tasarlanmıış olmasıdır.

Örneğin; 2018 yılındaki Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) giren bir aday ilk aşamada 200 puan alırsa, 2019’da ilk oturuma yeniden girmeden sadece 2. oturum sınavlarına katılabilecek. Aday iki yılda istediği puanlardan birini kullanabilecek. Yani adayın 2018 yılındaki puanı, 2019 yılında aldığınız sonuçtan daha iyiyse tercih yaparken bir önceki yılın ilk oturum puanını kullanabilecek.

İKİNCİ OTURUM NASIL OLACAK?

LYS sisteminde dört farklı günde yapılan sınavlar, yeni sistemde bir güne indirilmiş oluyor (Yabancı dil sınavı hariç). Haziran ayında bir cumartesi günü öğleden sonra Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Matematik testleri yapılacak. Her bir testte 40 soru bulunacak.

SINAVLAR KAÇ DAKİKA OLACAK?

Sınavların soru sayısını açıklayan YÖK Başkanı Yekta Saraç, sınav süresinin henüz belirlenmediğini söyledi. YGS-LYS sisteminde test türüne göre farklılık göstermekle beraber bir soruya 1,5 – 1,7 dakika süre düşüyor. YGS-LYS’den önce yapılan ÖSS’de ise soru başına 1 dakika veriliyordu. Saraç, gerekli değerlendirmelerin yapıldıktan sonra sınav sürelerinin belirleneceğini, bunun da ileri bir tarihte açıklanacağını söyledi.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, toplantının ardından NTV’den Celal Çamur’un sorularını yanıtladı. Öğle arasının uzmanların önerisiyle verildiğini dile getiren YÖK Başkanı, “Biz teneffüs arası veriyoruz. Tek bir sınav olarak düşünülmesi gerekir. Puanlar da tek sınav üzerinden hesaplanacak” dedi.

ADAYLAR HANGİ SINAVLARA GİRECEK?

Tıpkı YGS-LYS sisteminde olduğu gibi YKS sisteminde de adaylar istedikleri sınava girebilecek. Buradaki en büyük detay sınavların ayrı ayrı mı yoksa bir bütün olarak mı yapılacağı hususunda. Büyük bir ihtimalle YÖK ve ÖSYM, sınav giriş çıkışlarında dikkat dağınıklığını azaltmak için her sınava farklı bir saat belirleyecek ve bu sınavlar arasına kısa aralar koyacak.

Temel olarak sözel çıkışlı adaylar Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya ve Sosyal Bilimler sınavlarından, eşit ağırlık çıkışlı adaylar Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya ve Matematik sınavlarından, sayısal çıkışlı adaylar ise Matematik ve Fen Bilimleri sınavlarına girecek. Ancak adaylar kendi bölümlerinin testleri dışında diğer sınavlara da girebilecek. Yani bir aday isterse bütün soruları çözebilecek.

PUANLAR NASIL HESAPLANACAK?

Yeni sistemle adayların yerleştirme puanları hesaplanırken ilk oturumun dolayısıyla Türkçe ve temel matematiğin önemi artıyor. Lisans yerleştirmelerinde kullanılacak bütün puan türlerinde ilk oturumun ağırlığı yüzde 40 olacak. Diğer yüzde 60 ise adayın tercih yapacağı bölüme göre değişiklik gösterecek.

Sözel bölümler için puan hesaplaması TYT’nin yüzde 40’ı Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya ve Sosyal Bilimler testlerinin yüzde 60’ı; Eşit Ağırlık bölümleri için TYT’nin yüzde 40’ı Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya ve Matematik testlerinin yüzde 60’ı; Sayısal bölümler için TYT’nin yüzde 40’ı; Matematik ve Fen Bilimleri testlerinin yüzde 60’ı; Yabancı dil bölümleri için TYT’nin yüzde 40’ı; Yabancı dil sınavının ise yüzde 60’ı baz alınacak.

ADAYLAR NASIL TERCİH YAPABİLECEK?

YGS-LYS sistemiyle adaylara 18 farklı puan türü hesaplaması getirilmişti. YÖK bu sistemi ilk açıkladığında puan türlerinin farklılığını lisans bölümlerinin ihtiyaçlarına göre düzenlendiğini ifade ederek 18 farklı puan türünü savunmuştu. YKS sisteminde ise puan türleri 5’e düşürülüyor. Yani MF-1/2/3 gibi puanlamalar yerini MF (adı Sayısal puanı da olabilir) puanına bırakacak. Aynısı Sözel ve Eşit Ağırlık bölümleri için de geçerli.

LİSANS İÇİN 180 ŞARTI

Ön lisans tercihi için adaylara ilk oturumdan en az 150 puan almış olma şartı getiriliyor. 180’den fazla puan alan adaylar lisans programları için tercih yapabilecek.

ADAYLAR NASIL HAZIRLANMALI?

YÖK Başkanı Yekta Saraç, yeni sistemde adayların sınava hazırlanmak için çalışma düzenlerinde köklü değişikliğe ihtiyaç duymayacağını belirtti.

SINAV ÜCRETLERİ NASIL OLACAK?

Üniversite sınav sisteminin değişmesiyle milyonlarca adayın aklına gelen bir diğer soru da sınav için ödenecek ücretler. Saraç, sınav ücreti konusundaki bir soruyu ise “Tek bir başvuru, tek bir başvuru ücreti olacak” diye yanıtladı.

Kuvvetle muhtemel adaylar sabah oturumu için ayrı ücret ardından sonraki oturumlar için ayrı ücret ödeyecek. İkinci oturumda tıpkı LYS’de olduğu gibi sınav başı ücretlendirme yapılabilir. Yani aday gireceği kadar sınavın parasını verebilir.

Devamını Gör

NEDİR?

Ufkunuzu açacak yeni bilgiler

Uçaklar neden böyle uçuyor? Öğrenince şaşıracaksınız. Türkiye’den ABD’ye uçuşlarda neden havada eğri çizildiğini, bu kırmızı çizginin neden oluştuğuna dikkat ettiniz mi?

Yayın Tarihi

Editör

Dünya yüzeyi küresel bir eğri olduğu için, iki nokta arasındaki en kısa mesafe de dümdüz yerine eğri bir çizgi olmaktadır. İki boyutlu düzlemde bu çizgilere baktığınızda gerçek en kısa mesafe çizgisi, doğrusal mesafeden çok daha uzun gözükür.

Resimde görüldüğü gibi Los Angeles ile Ankara arasındaki çizgisel mesafe 13.423 kilometredir. Gerçek en kısa mesafeyi bulmak isterseniz, “Büyük Daire Metodu”nu kullanmanız gerekir. Bunu yaptığınızda karşınıza çıkan mesafe, ilkinden çok daha kısa olan, 11.269 kilometrelik bir mesafedir!

Trafik ışıkları neden kırmızı, sarı ve yeşildir?

Trafik ışıkları uygulamasına, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller örnek alınarak başlandı. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti.

Kırmızı renk asırlar boyu tehlikenin, tahribatın simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı…

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı. Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.

Bitmiş piller neden çöpe atılmaz?

Civa, kurşun, lityum, mangan, nikel, kobalt, kadmiyum gibi kimyasal maddeler pilin içinde bulunan maddelerden sadece bazılarıdır. Çöpe atıldığı taktirde bu maddeler toprağın yapısını kullanılamayacak kadar bozar. Suya karışan metaller ise suyun ekosisteminde büyük bir karışıklık meydana getirir.

Ayrıca bu kimyasallar topraktan beslenen hayvanlara ya da direkt olarak sudan insanlara geçer ve çok çeşitli hastalıklara sebep olur. Kanser, böbrek ve karaciğer hastalıkları, merkezi sinir sistemi bozuklukları, nörobiyolojik bozukluklar bunlardan bazılarıdır. Küçük bir kalem pil, 4 metrekare toprağı kirletip bu toprağı üretim yapılamaz hale getirebilecek kadar kimyasal içerir.

Mumyalar neden çürümez?

 

Mumyalama işleminin sırrı kurutma sürecinde yatıyor. Bu da vücuttaki tüm nemli oluşumların atılması ve tamamen kuru bir hale getirilmesi demek oluyor.

Bedenlerin çürümesinin nedeni, bakterilerin nemli ortamda gelişim gösterip yayılmalarından kaynaklanıyor. Ancak suyun olmadığı bir ortamda bakterinin de hayatta kalması imkansız.

Mısırlılar, tüm organları çıkarıp, bedeni içten dışa tuzlu bir karışımla kaplıyorlardı. Aradan 40 gün geçtiğinde, tuzlama işlemi geriye kalan tüm nemi emmiş oluyordu.

Güneş ışığı neden saçlarımızı açarken tenimizi koyulaştırıyor?

Güneşin morötesi ışınları saça ve cilde zarar verir. O yüzden ikisini de melanin adlı pigmentli bir polimer ile korur. Melanin morötesi ışınları hem özümser hem de dağıtır, böylece hücrelerinizin kırılgan DNA’sına ulaşmalarını engeller. Fakat melanin zaman içinde yıpranır ve morötesi ışığa uzun süre maruz kalınca rengini yitirir.

Bunun sonucu saçlarda açılma ya da sarılaşma şeklinde kendini gösterir. Ne var ki saç hücreleri ölü olduğundan (sadece lipit, su, pigment ve yapısal proteinlerden oluşur) rengi açılan saçlar taze melanin içeren yeni saçlar büyüyüp de yerlerini alana kadar bu hasarlı durumda kalır.

Cilt hücreleriyse canlıdır ve morötesi ışınlara tepki verebilir, ayak uydurabilir. Güneş ışığı cildimize değdiğinde vücudumuz melanin üreten hücrelere bağlanan ve ek koruma için daha fazla melanin meydana getirmelerini sağlayan bir hormon üretir. Bu melanin epidermisin alt tabakasında yer alır ve üst katmanlara tırmandıkça koyulaşır.

Bu da zaman içinde, sizi güneşten koruyan bronzlaşma etkisini doğurur.Morötesi ışığa uzun süreli maruz kalmak cildin hücresel DNA’sına da zarar verebilir ve bu hasarlı hücreler cilt kanseri riskini artırır.

Güneş banyosu ve sürekli güneş yanıkları bu riski daha da katlar. O yüzden saçınızın rengi iyice açılana kadar güneşte kalabilirsiniz ama güneş kreminizi eksik etmeyin.

Elma yediğimizde neden acıkırız?

Elma yediğimizde sanki hiçbir şey yememiş gibi hissederiz. Hatta açlığımızı bastırmak için yediysek hemen ardından daha fazla acıkıyoruz. Çünkü elmanın yüzde 85’i sudan, yüzde 12’si karbonhidrattan ibaret. Bu nedenle yediğimizde tokluk hissi yaratmaz.

Ancak elma yemenin açlık hissine sebep olması, onun bir meyve olmasındankaynaklanıyor. Meyvelerde bulunan doğal şeker, yani früktoz beynin özellikle dikkat ve ödüllendirme mekanizmalarını etkileyerek bu birimlerde daha fazla nöral aktivite oluşmasını sağlar. Bunu şöyle de yorumlayabiliriz; beynimiz meyve yediğimizde ödül olarak bazı kimyasallar salgılıyor, dikkat seviyemizi artıyor.

Araştırmacılar bu ödül mekanizmasını tekrar hareket geçirmek için açlık hissettiğimizi söylüyor. Çünkü früktoz beynin bazı mekanizmalarını harekete geçirirken çok önemli bir uyarıcıyı atlıyor. Örneğin insülin hormonunu uyarmayı başaramaz. İnsülin salgılanmadığında az önce bir şeyler yemiş gibi olmuyor, açlık hissetmeye devam ediyoruz.

 

 

 

Devamını Gör
Advertisement

Atasözleri ve Anlamları

POPÜLER KONULAR

Araç çubuğuna atla