Ana sayfa » Bilmece Nedir? En çok sorulan bilmeceler
BİLMECELER

Bilmece Nedir? En çok sorulan bilmeceler

Bilmeceyi dinleyen veya okuyan, zekasını kullanarak bu nesneyi bulmaya çalışır. Yazımızda alfabetik sıra ile bilmecelerimizden örnek bilmeceler sunulmuştur.

Bilmece bilinmeyen bir nesnenin dolaylı olarak sunulmasıdır. Bilmeceyi dinleyen veya okuyan, zekasını kullanarak bu nesneyi bulmaya çalışır. (Friedreich: 71)

Bilmece bir zeka oyunudur ki, bir nesnenin niteliklerinin ve özelliklerini, onun ne olduğunu açıkça söylemeden, ama bilinmesini kolaylaştıracak kadar açıklıkla, gözler önüne serer. (Starr: 6,7)

Bilmece bir konu ve en az bir tanımlayıcı ögeden (yorum) oluşan geleneksel sözlü ifadedir. Tanıtıcı öge neyi saklamışsa onun bulunması gerekir. Bilmeceler bir bakıma atasözlerine benzer. En küçük bilmece ve en küçük atasözü, en az bir konu ve bir yorumdan oluşur. Bilmecede cevap gizlidir. Atasözünde ise sözü edilen nesneyi, hem söyleyen, hem dinleyen bilir. Bu iki tür arasında işlev bakımından da fark vardır. Bilmece zihni bulandırır, atasözü değerleri aydınlığa kavuşturur. (Dundes, 1975:961)

Sözlü edebiyat türlerinden biridir. Şiirsel bir klişe içinde karşılık bekleyen bir küçük sorudur. Çok defa nesneyi veya ilkeyi tek bir kelime ile ifade eder. Metinde verilen ipuçları ile bu nesnenin bulunması söz konusudur. (Boratav-Başgöz, 1964:77)

Alfabetik sıra ile bilmecelerimizden örnek bilmeceler sunulmuştur.

Ad (İsim)
Bir küpe, bitmez küpe; bin sene kalsa çürümez küpe
Gökten indi apıştı, cümle aleme yapıştı.
Sende var bende var, ağaçtaki dalda var.

Ağaç
Ağzı var, dili yok; canı var, kanı yok.
Yazın giyinir, kışın soyunur, meyvesini el alır, yaprağını yel alır.
Bir direkli, bin kiremitli.

Ağız
Bir küçücük odacık, içi dolu yongacık.
Bir odam var, içinde otuz iki sandalye, bir halım var.
Bir kutum var açılır, inci mercan saçılır.

Akıl (Fikir)
Et et içinde, et fit içinde, dünya dümeni onun içinde.
Buradan attım iğneyi , dolaştı geldi dünyayı.
Alemi döndürür felekten, dünyayı geçirir elekten; her başta bulunmaz bu yüksek dilekten.

Aksiseda (Yankı)
Bir dağdan bir dağa elma attım; hem attım, hem tuttum.
Bağırırken dinler, susarken söyler.
Bağırırsam dinler, susarsam inler.

Altın
Yer altında küflü dede.
Alçacık tepe, zincirli küpe.
Sarı sarı saldıran, kızları da kandıran.

Ampul
Bir sihirli fenerim, kibritsiz de yanarım.
İçi kırmızı dışı beyaz.
Babam kandil dedem çıra, işin yoksa beni ara.

Anahtar
Dağda tuttum davarı, tez yollayın zağarı.

Anbar
Dedem deve, girmez eve; vur zinciri girsin eve.
Dağdan attım tan gibi, oturdu sultan gibi.

Anne
Özü tatlı, sözü tatlı, candan daha kıymetli.

At Arabası
Dağdan gelir dak gibi, kolları budak gibi, eğilir su içer, bağırır oğlak gibi.

Araba tekerleği
Dört kardeş koşarlar, koşarlar birbirini tutamazlar.

Arı
İğne havada, dengi yuvada.
Küçük bir kuşum var, çiçek gider hoşuna, uğrar her çiçeğin başına, emek çeker boşuna.

At
Akşam yer yemini, sabah gever gemini.
Altı demir, üstü ağaç, ortasında et.
Baktım bakıra, çıktım çukura, aldı götürdü, bayıra kıra.

Ateş
Bir ufacık fildişi, kaldıramaz bin kişi.
Gece görür, gündüz görmez.
Sarı aslan, yattığı yerde ot bitmez.

Ateş Böceği
Üç ay yatar, iki ay kalkar, feneri yakar, iki tarafa bakar.

Ay
Nar tanesi, nur tanesi, bu dünyanın bir tanesi.
Dam üstünde yarım ekmek.
Ben uyurum o uyanık; ben kalkarım o sönük.
Gökte yanar bir kandil; haydi bunu sen bil.

Ayak
İki kardeş birbirini kovalar.
Ben giderim o gider, ben varmadan haber eder.

Ayna
O odanın içinde, oda onun içinde.
Berberlerin elinde, kadınların elinde.
Dünyayı içine alır, içine hiç girilmez.

Ayva
Dal üstünde sarı oğlan.
Sarıdır sarkar, düşerim diye korkar.

Baca
Dayım içerde, kalpağı dışarda.
Kendisi içerde, ağzı dışarda.
Boyu uzun, yüzü kara.
İçi kara dışı ak.

Bahçe
Emek versen gülü gülşen, yürek açan hoş olur zevkü safası.

Baklava
Teptim tekerlendi, öptüm şekerlendi; bal ile badem, ne tatlı adem.
Yırtık çingene paşa önüne çıkar.

Bal
Altıgen gözlü hem de tatlı, fakir ile sözü yok, zengin harcı.
Sepette salkım üzümler, zırlayıp seslenirler.

Balık
Deniz dibinde dalga.
Suda dumansız tekne.
Suda yayılır, karada bayılır.
Kanadı var uçamaz, karada da kaçamaz.

Balon
Ağzı var dili yok, nefesi var canı yok, derisi var kanı yok. Bilin bakalım bu nedir?

Baston
Bir küçücük minare, beyler ona dayana.
Ben giderim o gider, yanımda tın tın eder.
Dedem gider Tebriz’e, çanakları dize dize.

Bayram
Tasaları dindirir, çocukları sevindirir.
Hasretler kavuşturur, dargınlar barıştırır.

Çocuk
Özü bohçada, sesi bahçede.

Bisiklet
Çarşıda gezer, inci mercan dizer.

Borç
Sizin evin arası, b,z,m evin arası, yeşil çimen parası.

Bulut
Havada uçar kanadı yok.
Yaprak kadar hafif, dağlar kadar büyük.

Burun
Yamada sulu çeşme.
Uçurum üstünde iki delikli kapı.

Buz
Bilmece, bildirmece, ayak altında kaydırmaca.

Cep
Ayağı yok, gezer durur, ne verirsen yer oturur.

Ceviz
Dağdan iner takla makla, aman anne beni sakla.
Dört kardeş bir kundakta yatar.

Çadır
On eş yaşında, peştemal başında.
Deli deve girmez eve; kes başını girsin eve.

Çamaşır ipi
Uzun uzun uzanır, haftada bir bezenir.

Çatal
Bıldırcın budunu kaşır, bulduğunu bana taşır.

Çay
Rengi kızıl şarap değil, kışın fena ahbap değil.

Çekirge
Karadır katran değil, sarıdır safran değil; kanatlıdır kuş değil, boynuzludur koç değil.

Çivi
Hırsız içerde, başı dışarda.

Çizme
Gündüz yorulur, gece kıvrılır.

Çorap
Dizime kadar kuyuya indim.

Davul
Ben giderim o gider, önümde dum dum eder.

Domates
Yol üstünde kırmızı bohça.

Dondurma
Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca.

Duman
Karşıdan baktım pek çok, yanına gittim hiç yok.

Döner Kebap
Sıra sıra çamlar, yağları damlar.

Düdük
Sesi var canı yok.

Düğme
Sıra sıra söğütler, birbirini öğütler.

Dünya
Ortası ateş üstü taş, içinde milyonla baş.

Dürbün
Her kim olursa olsun, emir verirsem yanıma koşar gelir.

Ekmek
Altı kül, üstü kül, içinde sarı gül.

El
Bir köklü, beş dallı.

Eldiven
Ne kanı var ne canı, beş tanedir parmağı.

Eşek
Dört ayaklı, döner kulaklı.

Fırça
Bin bıyıklı tahta kayıklı.

Gazete
O her gün yeniden doğar, dünyaya haber yayar.

Gemi
Dağdan gelir tat gibi, kollar var budak gibi, eğilir su içer, bağırır oğlak gibi.

Gözlük
İki camlı pencere, bilin bakalım bu ne, bakıp durur herkese, göz koydu göz üstüne.

Güneş
Benim bir ağacım var, kökü gökte, dalları yerde.

Halı
Dibinde tahta, üstünde ayak.

Hamam
Kazan kaynar tuzu yok, insan gezer izi yok.
Altı kaynar üstü kaynar, içinde bin kişi oynar.

Harita
Dağı var taşı yok, köyü var adamı yok, ırmağı var suyu yok.

Hava
Tarlada bitmez, saksıda bitmez. Yerde var, gökte var, suda yok.

Havuç
Yer altında kırmızı minare.

Horoz
Sesi uzun, kendi kısa.

İğne
Küçük mıstık, kulağından astık.

İz
Ben giderim o kalır.

Kağıt
Dağdan attım kırılmadı, taştan attım kırılmadı, bir tükürüğe dayanamadı.

Kapı
Gider leyli, gelir leyli, ayak üstü durur leyli.

Kaplumbağa
Altı kemik, üstü kemik, içinde bir kara memik.

Kar
Dağdan gelir dağ gibi, oturur şahin gibi, kalkar gider su gibi.

Karanlık
Akşam baktım duruyordu, sabah kalktım yok oldu.

Kardan Adam
Gözleri kömür, bakışı ömür, soğuk dondurur, sıcak öldürür.

Karınca
Bir küçücük kumbara, erzak taşır ambara.

Karpuz
Hanım uyandı, cama dayandı., cam kırıldı, kana boyandı.

Keçi
Dağdan gelir, taştan gelir, tintin sakallı eniştem gelir.

Kedi
Uyurken hırıldar, konuşurken mırıldar.

Kestane
O yanı kaya, bu yanı kaya, içinde durur bir peynir maya.

Kibrit
Bir küçücük kutucuk, içi dolu çırpıcık.
Bir ağıl koyunum var, hep boynu kara.

Kiraz
Alçacık tepe, çıngıllı küpe.

Kiremit
Karşıda bir kırmızı kilim, yanına vardım dilim dilim.

Kirpi
Çalı dibinde kıl çuval.

Kitap
Beyaz tarlada siyah çekirdek.
Yaprağı var ağaç değil, dilidir, urba değil, konuşur insan değil.

Koyun
Altı pınar içilir, üstü çayır biçilir.

Kömür
Ocak başında kara kedi.

Köprü
Ayakları su içer, üstünden gelen geçer.

Kulak
Sarp kayada yarım elma.

Kumbara
Benim bir dedem var, her gün yuvarlak yutar.

Kurbağa
Masal masal martladı, kel dereye atladı.

Kuş
Yatınca kediden alçak, kalkınca deveden yüksek.

Küpe
Çit üstünde çıngıl kuş.

Lahana
Yol üstünde bağlı bohça.

Leylek
Bacakları uzun ince, göçüp gider güz gelince.

Limon
Sarıca, suluca, al eline, koy cebine.

Havuç
Yer altında kırmızı minare.

Makas
İki bacaklı, keskin bıçaklı.

Masa
Enteşeli menteşeli, dört köşeli, bir paşalı.

Mektup
Ne ağzı var ne dili, konuşur insan gibi.
Ben söylerim o susar, o söyler ben susarım.
Ağzını burnunu devşirdim, karlı dağı aşırdım.
İstanbul’da yemek pişti, kokusu buraya düştü.

Mendil
Al eline, koy cebine.

Mide
Etten tulumbam, o olmasa duramam.

Mum
Karşıdan baktım ak pak, yanına vardım zanbak, başında altın tabak, gözlerinden akar çapak.

Nar
Çarşıdan aldım bir tane, eve getirdim bin tane.

Nefes
Dereden karşıya gölgesiz geçer.

Nohut
Alçacık tepe, çıngıllı küpe.

Pamuk
Minareden attım ayıldı, suya düştü bayıldı.

Pantolon
Sabahtan kalktım, kuyuya düştüm.

Pırasa
Yer altında saçlı hoca.

Portakal
Dal ucunda sarı maya.
Sarıdır ayva gibi, suludur elma gibi.

Radyo
Sesi var canı yok, konuşur ağzı yok.
Bir küçücük kutudur, içi dünya yurdudur.

Rüzgar
Dedemin etekleri, süpürür hendekleri.
El ile erilmez, göz ile görülmez.

Saat
Bir küçücük finana, dünya ona inana.
Bu bahçede on iki kapı, insan elinin yaptığı yapı.

Sabun
Bilmece bildirmece, el üstünde kaydrımaca.

Sakal
Ben giderim o gider, önümde tintin eder.

Salyangoz
Arkasında sepeti, geziyor memleketi.

Ses
Uzun ok, gölgesi yok.

Simit
Can kurtaran halkası, susamdandır markası, kimseye karşı yoktur, gösterişi cakası.

Solucan
Yer altında kırmızı iğne.

Şemsiye
Dedem deve, girmez eve; kes başını girsin eve.

Takvim
Üçyüz altmış beş leylek, elli iki yavrusu, on iki yumurtası, adlarını astım bir duvara.

Tarak
Dağdan gelir üre üre, koyunları süre süre.

Taş
Büyüğü yürümez, küçüğü büyümez.

Telefon
Çın çın eder, haber sorar.
Buradan attım kılıcı, Halep’te oynar bir ucu.

Televizyon
Kuyruğu var, canlı değil; konuşur, ama insan değil; camı var, ama pencere değil.
Bir ağacı oymuşlar, içine dünyayı koymuşlar.

Top
Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok.

Toprak
Yeryüzünün karası, bitkilerin anası.

Tren
Karşıdan gördüm ev gibi, yanına vardım dev gibi.
Yürür, yürür, izi yok; yüzü kara, gözü yok.

Uçak
Düdük öter, tırtır eder, hava gider.

Ütü
Bir trenim var, gittiği yeri dümdüz eder.

Yağmur
Şıp benim alnıma, şıp senin alnına.

Yatak
Gece girerim, gündüz dürerim.

Yılan
Yer altında yağlı kayış.

Yıldız
Akşam baktım çok idi, sabah kalktım yok idi.

Yumurta
O yanı kaya, bu yanı kaya, içinde sarı maya.

Zeytin
Kara tavuk dalda yatar, dal kırılır yerde yatar.

Yazar Hakkında

ÖĞRETMEN

22 yıllık öğretmenlik deneyimi bulunan Masal GAZİOĞLU'nun son projesi http://www.ogretmenogrenci.com/ sitesidir. Sitede de baş yazar olarak görev yapmaktadır.

Yorum Ekle

Yorum göndermek için buraya tıklayın